skip to Main Content
Yunus Diye Göründüm

Satış Noktaları

Yunus Diye Göründüm

“Kapıyı açtığımda onu karşımda görünce, ‘Hayırdır?’ demedim, ‘Neredeydin?’ diye de sormadım; sadece, ‘Hoş geldin,’ dedim. Bunca yıllık meslek hayatımda en önce ve mutlaka söylemem gerekeni, yakın zamanda Bizim Yunus’tan öğrenmiştim. Tıpkı onun beni de yakan sevgi ateşinin aydınlattığı diğer pek çok şey gibi…”

Hayatında bazı şeyler yolunda gitmeyen ve yakın zamanda ailesini kaybeden bir psikiyatr…

Ve onu en kritik ânında tekrar hayata bağlayan, Yunus Emre’yi gördüğünü iddia eden yeni danışanı…

Danışanını daha iyi anlamak için Yunus Emre’yi araştıran Doktor Hakan’ın hayatında yeni bir yolculuk başlar.

Kâh günümüzde hayata tutunmaya çalışan iki genç, kâh geçmişte dertlerine derman arayan Yunus’un farkında olmaksızın gönüllere derman olan arayış hikâyesi…

Yunus Diye Göründüm, modern hayatın beraberinde getirdiği dertlerle boğuşan biz 21. yüzyıl insanlarına yüzyıllar öncesinden gelen bir terapi, bir yoldaş, bir derman…

“Beni denizden çıkarıp denizlere atan, ölümden çekip Yunus ummanına iten genç… Şu hâle bir bak hele. Vaktiyle sen bana iyileşmeye geldin de ben iyileştim. Şimdi parıltısında mutluluk yerine acı taşıyan bu gözyaşlarınla ne olur korkutma beni!”

Yunus Diye Göründüm

Kitaptan Alıntılar

* Kimselere açamadığım sırrımı bir solukta açtım ona; bir süredir Yunus Emre'yi gördüğümü, geceleri yanıma geldiğini söyledim. Çekinmedim, içim rahattı. Zira söylediklerim gerçekti.
* Kim kime niye rast gelir, en iyi rast getiren bilir.
* Ne mutlu ki hayata yeniden tutunması için ona uzanacak elin sahibini artık çok daha iyi tanıyordum; yakın zamanda yüzyıllar öncesinden bana uzanan eldi o, Bizim Yunus'un eli!
* Nesin sen Yunus, kimsin? Ne için yaşarsın? Buğday için mi, çorba için mi? Şunca yıl neydin de ne oldun?
* Sır, aynanın arkasında... Sır benim içimdeydi. Ayna yüzleşmek için geceleri çoğu kez çağırsa da beni, karşısına geçemiyordum. Başlarda çok direndiysem de artık aynaya bakamıyordum işte.
* Yunus'u yakından tanımak için gündüzleri onu okudum, geceleri onunla konuştum. Yunus bu dünyadaki garipliğimi paylaştı; sırrım oldu, sırrımı paylaştı.
* Aylardır karardıkça büyüyen, büyüdükçe kararan o korkunç boşluğu, Yunus'un yaktığı ateşin günbegün daha da ağarttığını hissediyordum.
* Her ne kadar "modern" bir psikiyatrist olarak bunu söylemek tuhaf ve zor olsa da, itiraf etmeliyim, galiba Yunus'la şifa bulmaya başlamıştım.
* Can, Yaradan'ın ruhundan üflediği nefesiyle sırlanan bir aynadır.
* Boğmaya çalıştığım bedenim bu genç adamın eliyle kurtulduğu gibi, yine boğmaya çalıştığım ruhum Yunus'un engin denizler misali dizelerinde azat olmuştu sanki. Beni boğulacağım karanlık maviliklerden bile isteye çıkaran da oydu, yeniden nefes alacağım berrak maviliklere bilmeden de olsa iten de o...
* Ne ki cennette Âdem varsa, onu aldatan bir şeytan da bulunur ve her zaman gizli gizli fırsat kollarmış.
* Zalim zulmederken cehennemin lüzumsuz olmadığını bilmez, iş ki mazlum cennetin ucuz olmadığını anlasın.
* Kapıyı açtığımda onu karşımda görünce, ‘Hayırdır?’ demedim, ‘Neredeydin?’ diye de sormadım; sadece, ‘Hoş geldin,’ dedim. Bunca yıllık meslek hayatımda en önce ve mutlaka söylemem gerekeni, yakın zamanda Bizim Yunus’tan öğrenmiştim. Tıpkı onun beni de yakan sevgi ateşinin aydınlattığı diğer pek çok şey gibi…
* Beni denizden çıkarıp denizlere atan, ölümden çekip Yunus ummanına iten genç… Şu hâle bir bak hele. Vaktiyle sen bana iyileşmeye geldin de ben iyileştim. Şimdi parıltısında mutluluk yerine acı taşıyan bu gözyaşlarınla ne olur korkutma beni!
* Öyle sanıyorum ki dervişlerin işlerinde ve bu dergâhta sanki tarifsiz ve sırlı bir hâl var. Bu kapıya gelen kabarıp köpüren fırtınalı bir dalga ise sönüp dinginleşiyor, bükülmez bir demir ise yumuşayıp eriyor sanki.
* Sarıköy, Kenan ili oluyor; ben ancak babalığımla bir Yakup oluyorum, İsmail çocukluğuyla ve masumiyetiyle bir Yusuf oluyor. Dünya dipsiz bir kuyuya dönüyor, gözüm görmez elim ermez oluyor. Anlıyorum ki gayrı bundan sonra bana Yakup'ça bir sabır düşüyor.
* Şunu iyice belle ki gördüklerinin ötesinde bilemediğin neler neler vardır ey Yunus! Nice kader perdeleri neler neleri örter de gaflet nazarıyla bakıp göremezsin.
* Şaşma, zira görmez misin ki aklına gelmeyen ne varsa bir bir başına gelip durur a dertli Yunus?

Kitap Hakkında Haberler

Back To Top