skip to Main Content
Tan Yeri II – Fecir

Satış Noktaları

Tan Yeri II – Fecir

“Haramdan Sakın” serisiyle yüz binlerce okurun dünyasına giren Merve Özcan, Tan Yeri serisinin ikinci kitabı Fecir ile tekrar okurlarıyla!

Merve Özcan’ın çizdiği poster ise hediyesi…

Ateşoyuk halkı alevlerin gölgesinde, artık savaşın çığlıklarını dinliyor. Kızıl gök ve kara kışın ortasında kalan tüm sırlar, çorap söküğü gibi birer birer çözülmeye başlıyor. Sınanan bir aşk, kaybedilen güven ve kapıda bekleyen kayıpların hikâyesi bir kez daha yazılıyor…

Bir orman yandı.

Adamla haykırdı, kadınla sustu, dalları arasında şafağın doğumunu sancıladı.

Kadın adamı vurmuş ama kendi kanını akıtmıştı. Adam kadının zihnindeki çatlaklara sızmak için her anı kolladı.

Bastığı toprak alevlerle yarılırken ikisi de iki uçtan birbirine baktı, çünkü başlayan savaşın ilk narası ikisi arasında atışmıştı. Ne adam kadını bıraktı ne de alevler bir an olsun durup soluklandı.

“Buradayım Arsıl Alaz ya da… Ya da değilim, çünkü artık kendime bile güvenim yok. Zihnimin bana ihaneti öyle sıradanlaştı ki, hatıralarımı sıkı sıkı tuttuğum anlarda bile avuçlarımın bomboş kaldığını görebiliyorum.”

Tan Yeri II – Fecir

Kitaptan Alıntılar

"Ona kanmamak en az kanmak kadar zordu fakat bu adam bir yanıma çoktan tesir etmeye başlamıştı bile ve ben göz göre göre bu işgali durduramıyordum."
"Ayık kalmak çok zor, bilincim çırpınıp duran bir kuş gibi, parmaklarımı yaralayıp benden uçup gidiyor."
"Lütfen sözlerimi bir romantiğin zırvaları sanma çünkü sana olan hislerim hiçbir zaman bir peri masalı olmadı. Aşka düşmek, tıpkı toprağa düşmek gibiymiş. Toprağa bir tohum düşer ve o tohum, filizlenmesine yardım edecek o kıymetli yardımı alana dek toprağın altında bekler; aşka düşmüş bir insanın çaresiz bekleyişi gibi. Sonra belki bir damla su ve biraz gün ışığıyla tohum filizlenir, büyür ve koca bir ağaç olarak gözlerini açar… Ve tohumun, toprağın altındaki hapsi aslında onun özgürlüğü olur."
"Arsıl canını alacaklarını bilse beni böyle bir tehlikeye atmaz, ben canımı alacaklarını bilsem onu bir ateşin içinde yürümesine müsaade etmezdim; tabii eğer ki savaş başlamamış olsaydı."
“Her zıtlık bir yanında yer bulmuş; siyah, beyaz karışmış ve sanki Arsıl Alaz’ı
oluşturmuş. İçindeki ölümler hep bir doğumu doğurmuş…”
"Onun elinde varislik, benim elimde liderlik vardı; biz bu savaşın özüydük."
"O ve ben, iki ucun mucizevi ortak noktası... Umut bizdik, bu nimet omuzlarımızda bir yük değil ellerimizde bir armağandı."
"Dünya üzerindeki tüm savaşlardan korunacağım bu sığınakta bir ömür saklanmak isterken bir düşman gibi bedenlerimizin arasına girmeye çalışan zamana yeniliyorduk."
“Unutma Helya, bu savaşta her şeyin birleştiği nokta biziz; galip biziz, mağlup biziz, zafer biziz, kayıp biziz.”
"Gün batıyor, gökyüzünü alev aldı. Geceye simsiyah külleri kalacak, karanlık üzerimize bir yağmur gibi yağacak ve biz bu zifirde tan yerine koşmak için tutuşacağız."

Kitap Hakkında Haberler

Back To Top