skip to Main Content
Tan Yeri I – Zifir (Sert Kapak)

Satış Noktaları

Tan Yeri I – Zifir (Sert Kapak)

Tan Yeri-Zifir, “Haramdan Sakın” serisiyle yüz binlerce okura ulaşan Merve Özcan’ın kaleminden uzun zamandır beklenen yepyeni bir soluk…

Birbirine düşman iki halk ve zamandan, dünyadan soyutlanmış, kısıtlanmış, dışlanmış bir bölge; Ateşoyuk.

Ve bu toprakların şahit olduğu savaş, efsane, kan, aşk ve kaybın hikâyesi…

Bir orman vardı.

Adamı gizler, kadını saklar, dalları arasına gecenin zifirini sarardı.

Kadın adamı bir okla vurur ama yine kendini yaralardı. Zihnindeki eksikleri adamın izleriyle yamar, sonra da yine adamın gölgelerini kovalardı.

Bastığı topraklar zulümle sarılmışken ikisi de savaş için silahlarını kuşanmıştı fakat onları bekleyen ilk savaş zihinlerinde çoktan başlamıştı.

“Önümde boylu boyunca uzanan bir uçurum, ben o uçuruma yürüyorum. Adımlar benim, kaybı gören gözler benim, beden benim bedenim… Ama yürüyen ben değilim.”

Tan Yeri I – Zifir (Sert Kapak)

Kitaptan Alıntılar

* "Önümde boylu boyunca uzanan bir uçurum, ben o uçuruma yürüyorum. Adımlar benim, kaybı gören gözler benim, beden benim bedenim… Ama yürüyen ben değilim."
* "Ve kadın görse kehribardaki geçmişin gerçeğini; elini onun elinden çeker, koparırdı kolyesini."
* "Geceyi sarstı, şafağı doğurdu ve büyük bir gürültüyle koptu çığlık tan yerinde. Kadın düştü. Bilinci parmaklarının arasında eriyip giderken anıları kayba kapılıp boğuldu."
* "Arsıl Alaz bana bakıyordu, ben onun gözlerinde kendimi görüyordum fakat bu yalnızca kuru bir yansımaydı; çünkü o kehribar gözler bana değil, sanki bir başka kadına bakıyordu."
* "Belki de ne adam döndürebilirdi onu geri,
ne kadın onun eline tekrar bırakırdı elini."
* "Ve sis, bir sahne perdesi gibi aralandı; beklenen geldi, tüm ormanın gözlediği adımlar artık hemen buradaydı."
* "Ağaçların arasında bir yılan gibi kıvrılarak dolaşan rüzgâr, kadının buz kesmiş ellerine geçiriyordu sivri dişlerini fakat genç kadın bunu hissetmiyordu."
* "Ama hisler, önlerine bir engel koyulduğunda güçlenirdi."
* "O gülümsüyordu; göğsümün orta yerinden serin bir nehir geçiyor ve tüm düşüncelerimi akıntısına katıp götürüyordu."
* "Kendine gel Helya, kendine gel ve bir daha başka bir yere gitme."
* "Bir dağın zirvesinde çağlayan şelale, ıssız bir ormanda öten kuşun yankısı gibiydi sesi; sessizliği delip yine sessizliği bırakıyordu ellerime."
* "Saçların bir uçurumun dibini fısıldarken,
Gözlerin sisli yolun sonundaki denizlerin derinliği.
Ve kirpiklerine takılırken birkaç fırtına,
Ruhumu kayba bırakıp beklerim alacağın son nefesimi."
* "Kuzeyi bulmadan önce kendini bul," derdi babam. "Çünkü sen burada değilsen atacağın her adım biraz daha uzaklaştırır seni kendinden, kendinden uzak insanın seçeceği her yön de kayba giden yolda katedilen ilerleme demektir. Ulaşmak istenilen yer yolu belirler, insan ise ulaşmak istediği yeri."
* "Bildiğim tek bir şey vardı; yönüm Arsıl Alaz'dı ve o da en fazla düştüğüm bu derinlik kadar aydınlıktı."

Kitap Hakkında Haberler

Back To Top