skip to Main Content
Sırr-ı Sevda

Satış Noktaları

Sırr-ı Sevda

“Kimse kolay demedi zaten aşk kovanında arılara hükmedebilmeye. Yüreklerde başıboş bırakılan ve baldan kesilip zehir vızıldayan seslerinden sıyrılabilmeye… Mühürlenen kalplerde tatlı hülyalardan uyanabilmeye ve onu ince bir zar kıvamında çevreleyen, aşk kovanını huzursuz eden, kışkırtan, kızıştıran; toprağı insandan, insanı hayvandan ayıran o nefsin dizginlerini ele geçirmeye… Kimse kolay demedi zaten vuslatı yatıştıran o sevdanın sırrına erişebilmeye.”

Kusursuz bir aşka gölge gibi düşen yalanlar, Osmanlı’yı yeniden ele geçirmeye çalışan sermayeli madrabazlar ve geçmişten gelen suallerle Gülpare ve Hamza’nın aşktaki son imtihanı!

Üsküdar’da son oyun… Son veda…

Bedia’nın aslında kim olduğunu öğrenen Rıfkı, Sultan’ı devirmek isteyenlerin yanında yer alınca, bütün dengeler bozulur. Bu sefer isyan bayrağını taşıyan taraf Kadı Ailesi mi olacak?

Severek okuduğunuz Zehr-i Bal serisinin son kitabı Sırr-ı Sevda’da artık hikâye nihayete ererken tüm giz perdeleri de sonuna kadar aralanıyor.

Yazar Sezgin Irmak, akıcı üslubuyla geriye okura tek bir sual bırakıyor:

Ben seni mi, yoksa sana uzanan gül kokulu bahçelerini mi sevdim?

Sırr-ı Sevda

Kitaptan Alıntılar

* Sevgi fedayı, aşk vedayı ister! Canı feda etmeden fedakâr olmayı, cana veda etmeden vefakâr olmayı nimet bilelim sevdiğim.
* Her insanın kaderi, kendi çabasına bağlanmışsa, bu vazgeçmeler niye?
* Gülüyorlardı!
Ölüme değil, yaşama…
Ağlıyorlardı!
Yaşama değil, ölüme...
* Acının en değerli merhemini süründüler... Zamanı...
* Akşam olacak, bir sini etrafında sevenler buluşacak. Birileri tok yatsın diye kimileri aç kalkacak sofradan. Bir bakır tasa aş dökülecek, diğer bir tasa taş... Ya Nebi! Hangi taş böyle lezzetli?
* Toprak üzerinde bitmiş kuru otlar, tomurcuklanan çiçeklerin üstüne yaşlı bir çınar ağacı gibi devriliyor ve yaşamla ölüm arasında devir teslim töreni de son buluyordu.
* İnsan yaşarken kendini öldürür mü? Beni sen öldürdün!
* O zaman vicdan, yüreğin kıyısına vuran dalgalara göre değişkenlik mi gösteriyor?
* Âşık olmanın bir suçu, bir günahı olabilir mi hiç? Hangi kitap yazar bunu... Bana benden başka kimse zulmedemez.
* Öyle sararıp solacaksak da aynı mevsimde, aynı zamanda. Sonra yeniden çiçek açmasını biliriz. Yasımız da bir, neşemiz de birdir.
* Aşkı semada sanırdım,
Ne çare çukura düştüm,
İki bedeni birbirine sardım,
Eğildim naaşımı öptüm.
* Üvey kardeşin senin hakkında malumat topluyor. Ve en yakın zamanda kim olduğunu öğrenecek!
* Aile... Aile her şey demek. Bu yaşıma kadar şunu öğrendim ki kim ailesine sırtını dönerse onun yüzü katiyen gülmez.
* Ah Göksu... Aşkın alev aldığı yer...
* Rüzgâr yine pencere aralarından giriyor ve onları ürperterek birbirlerine sıkı sıkıya sarıyordu. Bir daha birbirlerini göremeyecek şekilde... Hasret giderircesine... Vedalaşırcasına...
* Bunca yol, ezanlar hangi ara bitmişti? Bir tek bedenini terk etmeyen ve onun kanında dolaşan acı yerli yerindeydi.
* Ah sevdalım, son günlerimizi burada baş başa geçirelim isterdim.
* Desene bu sefer isyancı olan taraf biz olacağız?
* Hiçbir umut yoktur ki bir öncekine benzesin. Yalnızca aptallar basiretinin gölgesinde aynı umudu koparır.

Kitap Hakkında Haberler

Back To Top